Mihrace'nin Mirası


Mihrace'nin Mirası

Jules Verne'nin vefatından sonra yayımlanan kitabıdır. Başları gayet roman, öyküvari dursa da ilerleyen sayfalarda siyasi bir ütopyaya, distopyaya, işçi sınıflarına değinilmektedir.
Bu kitapta Jules Verne, kaleminin dışına çıkmış ve çok daha sivri bir dil kulanmış, hatta ırkçılık dahi yapmıştır. Biliyorsunuz, Jules Verne Fransız bir yazardır. Ülkesini sevmek kötü bir durum değildir lakin ülkesini överken başka bir ülkeyi yerden yere vurmak 'edeb'iyata sığar mı bilemiyorum. Tıpkı Anthony Burgess'in Mozart ve Deyyuslar’ında yaptığı gibi ırkçı bir dille, küçümseyici ifadeler kullanmıştır. Tek beğenmediğim kısım da bu diyebilirim.
~
Sarrasin 50'li yaşlarında olan iyi bir doktordur. Gayet rutin giden bir hayatı vardır, ta ki bir gün kapısı çalınana kadar... William Henry, Doktor Sarrasin'e başına çok büyük miras konduğunu söyler. Bu öyle bir mirastır ki, ülkede eşi benzeri olmayan bir sermayedir. Sarrasin ilk başta buna inanmaz. Ama karşısındaki beyfendi Sarrasin hakkında çok detaylı bilgiler verir, yedi düveline kadar sayar. Sonrasında Henry'e inanır. Miras Sarrasin soyundan gelen Hint kökenli bir mihraceden kalmıştır. Bir kısmı Fransız Doktor Sarrasin’e, bir kısmı da onun Alman kökenli uzaktan akrabasına kalır. Buraya kadar her şey normal bir öykü havasında devam eder. Buradan sonrası ise adeta beyin fırtınası.
~
İki varis de kendi dünyalarını yaratmak isterler. Birisi çok ütopik iken diğeri çok baskıcı ve otoriter bir dünya yaratır. Olaylar bu şekilde gelişir. Objektif bir kitap değildir, az felsefe, az siyaset... Kitabı okuduğunuzda aslında görüyorsunuz ki, ikisinin de kurdukları düzende eski sistem değişmiyor. Değişen sadece insanlar ve o insanların sistemden nasıl kaçtığı. Kimisi sisteme ayak uyduruyor. Kimisi ise sistemin kulu oluyor. Aslında asırlar öncesinden günümüz dünyasına değin, değişen hiçbir şeyin olmadığını farkediyorsunuz.
Doğanın kanunu ve yaratılışın hamuru böyledir. Kaçanlar, ayak uyduranlar, uyduramayanlar, saklananlar. Ne ideoloji olursa olsun, neyin lideri olursa olsun değişmez bu kural. Stefan Zweig'in dediği gibi, “Topluma ayak uyduramayanlar yalnız kalır.” O yalnız kesim ise genelde yazarlardır. 'Mutlaka' okuyun ibaresi kullanamam ama keyif alacağınız, açık anlatımlı kitaptır.


Bunlar da İlginizi Çekebilir



Ruhi Mücerret

Yazarın sivri zekasıyla markaları nasıl eleştirdiğini, hayal gücünün, karakterlerin üstünde etkisini gösteriyor.

Daha Fazlasını Oku
Bulantı

Gerçekten nevrotik bir rahatsızlığa sahip olan bir adamı okuyorsunuz, yaşıyorsunuz. Gördükleri sanrı mı gerçek mi?

Daha Fazlasını Oku