Zehra


Zehra

Bu yorum tam anlamıyla bir karşılaştırma yorumu olacaktır.

Dünya Klasik der övünür tüm kitapseverler camiası. Türk Klasik okumak bize biraz ağır, sıkıcı gelir. Lakin tıpkı Türk Klasik Musikisi gibi Türk Klasik kitaplarının da eşi ve benzeri yoktur. Sizi bambaşka hülyalara götüren, zihninizi dinginleştiren, en yoğun ve yorgun zamanınızda sizi dinlendiren, sakinleştiren bir yanı vardır. Egzotik, tehlikeli, karmaşık değil. Gayet yumuşak, rüyalı, bol ezgilidir. Aslında Gogol okuyordum. Ama tabiri caizse bir 'kitap aşermesi' tuttu. (Yeni terim buldum) Türk Klasiğin o sıcak ve anlaşılır kollarına attım kendimi.

”Tüm Türk Klasiklerini okudum.” diye iddialı cümle kuramam lakin çoğu okuduğum kitap gibi bu kitap da ilk başta İstanbul'u tanıtıyor. Bana kalırsa gerçek anlamda bir psikolojik kitaptır. Hatta okurken öyle bir karakter bunalımına girdim ki; kıskançlığı, öfkeyi, takıntıyı ta zihnimde hissettim. Sonra dedim ki, “Acaba neden Türk Edebiyatında ilk psikolojik roman Mehmet Rauf’un Eylül’ü olmuş? Neden bu kitap değil?” Eylül kitabını yabana atamam lakin upuzun betimlemeleri ve karakter analizinden çok mekan analizleriyle dolu bir kitaptı. Asıl psikolojik kitap Zehra olmalıydı! Ama Zehra için sadece “Psikolojik roman denemesi...” dediler. Denemeden daha fazlası. Bir başarı.

Kitabın konusu,
Ana karakterimiz Zehra mutlu bir ailede dünyaya gelmiş bir kızdır. Lakin Zehra bir türlü mutlu olamaz. Kardeşi doğduğunda onu çok kıskanır. Öyle bir kıskanır ki neredeyse onu boğmak, öldürmek ister. Ardından annesi vefat eder. Kendisini sürekli yalnız ve sevgisiz hisseder. Babası Şevket Bey ise Zehra'nın bu kıskançlığına çok üzülür. Ve Zehra belki birini severse, evlenirse hayatı ve kendi değişir diye düşünür. O yüzden yanında çalışan katibi Suphi'yle kızı Zehra'yı evlendirir. Bu çiftin evliliği 'bir süre' kusursuz şekilde gider. Lakin Zehra'nın bastırdığı o kıskançlık evlilikte kendini göstermeye başlamıştır. Kocası tüm sadakatiyle Zehra'ya bağlı olmasına rağmen Zehra adeta paranoya içerisinde kıvranır durur. Ve hayat daima en çok korktuğumuz şeyi başımıza getirir. Suphi'nin annesi, Zehra yorulmasın diye eve hizmetçi getirir. Ama hizmetçi o kadar güzeldir ki Zehra adeta hastalanır, yataklara düşer. Yemekten içmekten kesilir. Suphi ilk başlarda hizmetçiye bakmaz, umursamaz lakin Zehra'nın bu depresif, mutsuz halleri Suphi'yi bıktırır. Ve hizmetçi kıza yani Sırrıcemal'e gönlü kayar.  Bu aralarda Zehra'nın babası vefat eder ve Zehra tamamen yalnız kalır. Acı, öfke, intikam ve kıskançlık içinde kıvranan Zehra intikam almaya başlar... Öyle bir intikam alır ki her karakter ayrı ayrı bu hikayenin bedelini öder. İntiharlar, sürgünler, ihanetler... Ve daha fazlası bu kitaptadır. (İyi ki yorumun başında yumuşak, bol ezgili dedim.) Bir solukta okuyacağınız, etkisinden uzun süre çıkamayacağınız kitaptır. Nabizade Nazım'ın mekanı cennet olsun. Bir erkeğin, kadın gözüyle yazabilmesi çok büyük bir yetenek, misyondur. Daha çok yazacağım şey var ama burada bırakıyorum. Tavsiyemi sunar, bol kitaplı günler dilerim.


Bunlar da İlginizi Çekebilir



Küçük Şeyler

Giriş kısmı ve 6 hikayeden oluşur, her biri de birbirinden sürükleyicidir. Tüm hikayelerin altında ise ders niteliğinde anlamlar vardır.

Daha Fazlasını Oku
Çakıcı'nın İlk Kurşunu

Birinci bölümde Sabahattin Ali'nin daha önce bir yerde yayımlanmamış hikayeler vardır. İkinci bölüm şiir ağırlıklıdır. Üçüncü bölüm ise makalelerden oluşuyor.

Daha Fazlasını Oku