Kum ve Köpük


Kum ve Köpük

Hayatı değil ama zihni binbir gece masallarını anımsatan Halil Cibran; Modern derviş, usta yazar, filozof, anlata anlata bitiremediğim yazardır (Bu şekilde tarif edebildiğim diğer yazar da Sadık Hidayet’tir). Upuzun öyküleri yok, romanı yok. Kıssaları var, felsefi hikayeleri var. Bir cümlesiyle insanı kendisiyle yüzleştiriyor. Bir cümlesi, düşünebilene hayatını değiştiriyor. Bu kitabında da aforizmaları vardır. Bunlardan birkaçını da paylaşacağım.

Yalnız deliler ve dahiler insan tarafından yapılan yasalara aykırı davranırlar; onlar daha yakındır Tanrı'nın yüreğine.” diyor. Çünkü yalnız deliler ve dahiler maskesizdir. Kalp gözleri açıktır. Üçüncü gözleri vardır. Herkesin göremediği şeyleri görüp, oralarda yaşarlar. Allah'a daha yakın olmaları bundandır. Çünkü Allah'ın istediği de berraklıktır.

Para şöhret değil istediğim, senin de umrunda değiller bilirim. Onlardan daha kalıcı, uçup gitmeyen hazineler diledim. Allah beni duydu, biliyorum, cevabını yüreğimde hissettim...

“Yazmayı seviyorsan nedenini yalnız azizler bilir” diyor Halil Cibran. Sahi bir insan neden yazar ki? Orhan Pamuk bu soruya şöyle cevap veriyor, “Başkaları gibi normal iş yapamadığım için yazıyorum.” Bu böyledir... Yazan insana başka iş verirsen, melankoliği çok yakındır. Çünkü yazan insan sadece yazmakla yükümlüdür. Başka bir iş ona acı ve aitsizlik hissini verir.

“Sen bir balık istediğinde sana yılan verenlerin sana verecek bir şeyi yoktur. Demek ki onların cömertliği bu.” Ne güzel ve ne yüce gönüllü bir söz. Erdemliliğin asıl temeli, insanları kabul etmekle başlıyor. Kötülüğü yutmak değil, kötü olana üzülmek, acımak ve onun cezası onun kişiliğidir diye düşünmektir. Yılan verenleri çevresinden, hayatından uzak tutmak, insanın kendisine yapacağı en büyük iyiliktir.

“Sadece büyük bir acı veya büyük bir sevinç ortaya çıkarabilir senin hakikatini.” Çok doğru tespit. İnsanlar genellikle hislerinden, duygularından kaçarlar. Çünkü acı çekmekten korkarız. Gerçekle yüzleşmek yerine, inanmak istediğimiz şeylere inanır ve sahte bir mutluluk koyarız yüzümüze. Gerçeklerle yüzleşip, büyük bir acı deneyimledikten sonra eskisi gibi olamayız. Ve karşına acı çekeceğin bir olay geldiğinde “Ben bu karakteri kolay kazanmadım.” deyip daha dik durur ve korkusuz oluruz. Duygular girince işin içine mantık geride kalıyor. Ama güçlü insan, duygularını dengeleyebilen, saklayabilen insandır. Ahlak ve erdem kuralını önde tutan insan, kendini de önde tutar.

Okumakla kalmayın. Kitap okumak büyük bir meziyet değildir. Asıl meziyet, kitaptan anladıklarımız, anladıklarımızı da yaşama geçirmemizdir.


Bunlar da İlginizi Çekebilir



Nietzsche'den Hayat Dersleri

John Armstrong, bu kitabı adeta bir tez niteliğinde yazmıştır. Nietzsche'nin kitaplarından alıntılar koymuş..

Daha Fazlasını Oku
Kaderini Sev, Çünkü Aslında Hayatın Bu

Şanlıoğlu diyor ki; ''Nietzsche'yi eğer okuyabiliyorsak bu bizim hayatı yaşayabildiğimizi gösterir.'' Aslında tamamen özeti bu.

Daha Fazlasını Oku