Empedokles'in Dostları


Empedokles'in Dostları

Kitabın ana karakterleri, bir çoğumuzun hayalini kurduğu sakin bir ada yaşantısını süren, sanatçı Alec ve yazar Eve’dir. (Yaşadıkları karmaşık hayatın düzeninden bu sakinliğe kaçmaya karar vermiş bu iki kişinin, sadece adadaki gündelik sakin hayatlarını okumak bile yeterince huzur veriyor insana.) Ancak bu sakinlikleri, yaklaşan bir nükleer saldırı tehdidi ve bu saldırıyı önlemeyi kendine vazife edinmiş davetsiz misafirlerin dünyaya gelmesiyle son buluyor.

Alec karakterinin ağzından günlük havasında yazılmış olan bu kitapta Amin Maalouf, yarı distopik bir dünya çizerek, insanlığın gelmiş olduğu yozlaşmışlığı eleştiriyor. Tabi bunu kendi harika anlatımıyla, alışılmışın çok dışında yapıyor.

Hikayeye göre çok gelişmiş bir teknolojiye sahip olan ve kendilerine Empedokles’in Dostları adını veren, Antikçağ’da yaşayan Yunan filozof Empedokles’ten esinlenmiş gizemli bir toplum, nükleer bir savaşın eşiğine gelen ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan dünyaya müdahale etmeye karar verirler. Sahip oldukları teknoloji öyle bir teknolojidir ki; süper güç ABD bile bu güç karşısında aciz kalır. Savaşı engellemek adına tüm dünyada saniyeler içinde iletişimi kesebilmekte, kendilerini tehlikede hissettiklerinde karşıdakini tek bir komutla felce uğratabilmektedirler.

Dahası yaşamın tüm çekişmelerinden arınmış bu toplum, tek düşmanları olarak ölümü görmekte ve dünyada sahip olunandan çok daha ileri düzeyde bir tıp ilimine sahiptirler. Bu konuda dünyayı ikna etmek için de sağlığı oldukça kötü durumda olan ABD başkanını tedavi etmeyi teklif ederler. Bir şekilde ikna edilip tedavi olan başkanın gerçekten iyileşmesiyle olayların seyri bambaşka bir hâl alır. Herkes kendi hastalığının da tedavi edilip daha uzun yıllar yaşama isteğine kapılır. Bu seviyede bir tıp ile insan ömrünün uzaması başta olmak olmak üzere sahip oldukları bu güç, dünya toplumlarına şimdiye dek yön veren her şeyi marjinalleştirir, çağdışı bırakır, hatta anlamsızlaştırır.

Ancak Empedokles’in Dostları’na umut bağlayanlar kadar onların düzenlerini bozduğunu ve uygarlıklarını aşağıladığını düşündükleri için gitmelerini isteyen bir kesim de vardır. Nitekim bu grubun üstlendiği bir saldırı sonucu Empedokles’in Dostlarından bir kaçı öldürülür ve bu olay neticesinde dünyayı ansızın terketme kararı alırlar.

Bundan sonra olaylar, Empedokles’in Dostlarının varlığı ve ABD başkanının yaptığının doğruluğu üzerine yapılan tartışmalar ekseninde şekillenir. Nihayetinde yazar, vermek istediği mesajı bu kurgu üzerinden verir. İnsanlığın bu çarpık düzeninin sürdürülebilir olmadığının ve çözümün çekişmelerinden kurtulmuş, adil bir dünya düzeniyle mümkün olduğu mesajını aktarır.

“Başka gezegenlerde yaşayan daha ileri ya da daha geride medeniyetler var mı?” sorusu hep tartışılmış, yüzlerce teori ortaya atılmış ancak, hiçbiri ispatlanamamıştır. Başka medeniyetler var mı varsa da bizi kurtarmaya mı gelirler yoksa çarpık medeniyetimizi ele geçirmeye mi gelirler yorum sizlerin! Ama Amin Maalouf’un bu kurgu üzerinden verdiği mesajlar çok değerlidir, bu yüzden okunması gereken kitaplarından birisidir.


Bunlar da İlginizi Çekebilir



Benim Hüzünlü Orospularım

Hatta iki kere de ödül almış. Biz bunu önyargıyla okuduğumuzda ''Püh sana'' deriz ama o şöyle diyor;

Daha Fazlasını Oku
Biz Adam Olmayız

Kitap birçok kısa hikayeden oluşmaktadır. Bazı hikayeler sizi güldürecek, bazıları düşündürtecektir. Bazıları ise hem güldürecek hem düşündürtecek; işte bu ikisinin harmanı da Aziz Nesin tarzıdır.

Daha Fazlasını Oku