İçgüdüler Ve Baskılama


İçgüdüler Ve Baskılama

İçgüdüler ve Baskılama der iken aşina olduğumuz ‘altıncı his içgüdüsü’ değil. Daha çok değindiği nokta sadizm-mazoşizm, skopofili (sürekli haz almak, teşhircilik) bozukluğundan bahsetmektedir.
Bu kitap Freud'un bir nevi makalelerinin toplamı gibidir.
▪️Bir insan sadist olma yoluna nasıl girebilir?
▪️Sadist ile mazoşizm arasındaki farklar ve bu iki farkın özbenliğine etkisi nelerdir?
Gibi soruların cevaplarını arayan Freud kendi bulduğu çokça terimi kitaplarında kullanmıştır. Psikanaliz terimini ilk ortaya atan kişi olan Freud, psikanalitik kuramının da kurucusudur.
Psikoloji dediğimiz kavramın ucu bucağı yoktur. Bazıları daha çok maneviyat ile yaklaşırken Freud teorisel yaklaşır.
Peki nasıl bu kadar insanları tanımakta emin olabiliyor?
Bu sorudan hareket ederek, kitap haricinde Freud yorumuma gelecek olursak;
Freud çocukken “Altın Çocuk” diye adlandırılıyor. Çok küçük yaştayken altı dil biliyordur.
Peki Freud okuduğu kitaplar sayesinde mi deha olmuştu? İnsanları gözlemlediği için mi? Çalışkan olduğu için mi?
Şahsi görüşüm, Freud kendi özbenliğini ararken kendini keşfetmiştir. Kendini keşfetmesi ise bütün insanlığı keşfetmesiydi. Kendi içinde çatışmalar yaşamış tabiri caizse çoklu kişilik arasında boğulmuştu. Hep felsefik ve septik bir adamdı. Ve babasının ölümünden sonra da tamamen düşünür olmuştu. Kendini araştırdı, kendini çözdü, kendini buldu ve kendini kendinden çıkardı. İçsel bir yolculuğa çıkmıştır. Çünkü Freud için kendini bulmak, insanları bulmaktı. Freud hastalarını çok iyi anlardı çünkü Freud da onlardan biriydi artık. Hatta bulduğu deneyleri ilk kendi üzerinde denemeye başlamıştır.
Lakin bu durum Freud için kaçınılmaz son olmuştu. Aşırı dozdan intihar ile hayata gözlerini yumdu. Bir terzi olarak harikaydı. Ama kendi elbisesinin iğnesini zihnine saplamıştı. Arkasında onlarca iyileştirdiği insan kaldı. Onlarca kendi canından kopardığı kitaplar kaldı. Diğer kalan kitaplar ise Hitler tarafından yakıldı. Yakılan kitaplar değildi, Freud'un parçalarıydı. Aziz bir dehaydı. Artık ne verecek parçası kalmıştı ne de kendini çözebilecek bir benliği kalmıştı.


Bunlar da İlginizi Çekebilir



Divan

Çok tanınan ''Nietzsche Ağladığında'' kitabının yazarı olan Irvin D. Yalom bu kitabında yine zirveyi görmüştür.

Daha Fazlasını Oku
Sırça Fanus

Zoraki bir edebiyat olduğu bariz ortadadır. Dile gelmeyen kelimeler, eksik cümleler... Filmini (Sylvia) izleyenler hatırlayacaktır, Plath bir türlü yazamaz. Nesnelere dalıp gider sürekli. Yazılara sığınır ama kelimeler de ona sırtını dönmüştür.

Daha Fazlasını Oku