Tolstoy'dan Anılar


Tolstoy'dan Anılar

Bu kısa kitap, Tolstoy’un bir dönem geçirdiği ağır hastalığı ile iyileşme dönemine denk gelen, Maksim Gorki’nin bizzat şahit olduğu anılarının derlenmesinden oluşmaktadır. Anılar o kadar sürükleyici, o kadar sizi Tolstoy’un evinde hissettiriyor ki hiç bitmesin istiyorsunuz. Kitabın son kısmını ise, Tolstoy’un vefat haberinden sonra yazdığı -yarım bıraktığı- mektubu ile tamamlamıştır Maksim Gorki.

Gorki’nin, Tolstoy hakkında onun vefatından sonra yazdığı mektubunda ona methiyeler düzdüğünü tahmin etmek çok zor değil. Bu mektup da çok değerli ve Tolstoy hakkında çok güzel bilgiler içeriyor ancak, beni daha çok etkileyen kısım, Gorki’nin günlük tutarcasına, hiçbir endişe taşımadan kaleme aldığı anıları.

Bu kitapta Tolstoy’un insan ilişkilerindeki tutumunu, Turgenyev’den Çehov’a, Dostoyevski’den Charles Dickens’a kadar bir çok yazar hakkındaki düşüncelerini, kadınlara karşı Gorki’nin de anlam veremediği ama bazı yorumları yapmaktan da çekinmediği nefretini ve çok daha fazlasını okuyacaksınız.

Gorki’ye göre amansız bir usçu olan Tolstoy, -kendisinin söylediğinin aksine- asla mutluluğu bulamadı. Ne kitaplarda, ne at sırtında, ne de bir kadının kollarında… Hep ölüm üzerine düşünen Tolstoy’un şu sözü ise oldukça etkileyici:

Bir insan düşünmeyi öğrenmişse, ne konuda düşünürse düşünsün, hep kendi ölümüdür düşündüğü. Bütün filozoflar böyledir. Ölüm olduktan sonra, hangi gerçekten söz edilebilir ki?

Bilgeliği su götürmez bir gerçek olan Tolstoy’un, yeri gelince ne kadar huysuz bir dede olduğunu okumanın tadını ise sizlere bırakıyorum.

Edebiyattan çok yazarların kişiliğine ilgi duyan Tolstoy, Dostoyevski dahil onlarca yazarı ağır bir şekilde eleştiriyor. Aynı Tolstoy’un, Anton Çehov’a olan sevgisi ve onun yazılarına olan beğenisi ise dikkate değer diğer bir nokta. Kalemini yüzüne karşı acımasızca eleştirdiği Gorki de Tolstoy’un eleştiri gazabına uğrayanlardan sadece birisi.

‘Dostoyevski dahil’ dedim ancak, Gorki Tolstoy’un Dostoyevski hakkında konuşmaktan çekindiğini de belirtmiş, bir yerde ‘onun siyasete bulaştığını’ söylediğini yazmıştır.

Eğlenerek ve öğrenerek tek solukta okuyacağınız kısa bir kitap. Mutlaka okumanızı tavsiye eder saygılarımı sunarım.


Bunlar da İlginizi Çekebilir



Babaya Mektup

Kitabını babasına söyleyemediklerini, söylemeye cesaret edemediklerini yazıyor. Babası, Kafka'nın hep yardıma muhtaç biri olduğunu düşünür.

Daha Fazlasını Oku
Kızıl

Stefan Zweig’ın 1908 yılında 26 yaşındayken yazdığı kitabıdır. Tam da Zweig‘ın yolunu bulmaya çalıştığı zamanlar...

Daha Fazlasını Oku