Mozart Ve Deyyuslar


Mozart Ve Deyyuslar

Tiyatrovari bir anlatım seviyorsanız okumanız gereken bir kitaptır. Kitabı tam anlamıyla özümseyebilmek içinse mutlaka musiki ile alakalı bilgi sahibi olmanız gerekmektedir(Özellikle klasik müzik). Eğer bu ikisi varsa seveceğiniz bir kitaptır.
Okuduğum birçok eleştiride kitabı beğenmediklerinden ve sıkıcı bulduklarından bahseden ağır yorumlar olduğunu belirtmek isterim.
“Bu kadar eleştiriyi hak ediyor mu?” sorusuna herkesin kendi okuyup kendi cevabını vermesi gerektiğini düşünüyorum.
Kendi yorumuma gelecek olursam: Felsefik bir kurguyu sanat ile harmanlamak ve böyle değerli isimleri bir arada toplamak her yazarın harcı değildir.
Bazı yerlerde “Kitap nereye gidiyor? Ne anlatıyor? Ne oluyor?'' diyebilirsiniz ama bırakınız akışına gitsin. Alıntıları görünce ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Yazarın çok geniş bir kültür yelpazesi olduğunu zaten farkedeceksiniz.
Destansı, lirik bir tiyatro havasındaki anlatımıyla, siyasetvari tarihten, musikiye kadar her konudan bir dem vurulmuştur. Kısacası kitabı tam anlamıyla anlayabilmek için sadece önceden bir araştırma gereklidir.
Kitabın, kitap olabilmesi bir yerde bize kattığı bilgilerdendir. Bu kitap ise bu özelliği fazlasıyla karşılamaktadır.
Ama şunu da eklemeliyim ki, hiç Anthony Burgess okumadıysanız, bu kitabı ile başlamayın.
Kitap hakkındaki bir diğer olumsuz eleştiri ise “ırkçı” bir anlatım içerdiği, Türkleri ve İslamiyeti ötekileştirdiğidir. Her yazarın dili farklıdır. Yaşadıkları ve hissettikleri, kendi doğruları farklıdır. Ama bunu sadece “Türk- İslam” olarak ele almamalıyız. Kitapta Alman ırkına da yöneltilmiş birçok eleştiri bulunmaktadır. Hatta çok değerli, dünya çapında kabul görmüş sanatçılara bile eleştirilerde bulunulmuştur.
Hepsinden öte şunu unutmamalıyız ki, Anthony Burgess bir eleştirmendir.
Ama edebi, musikiden bahsedilen bir kitapta bunların geçmesi ne kadar doğrudur? Sanat dediğimiz kavramın kemiği yoktur lakin eğilmez bir nezaket şarttır. Bu kitapta o nezaketten pek yoktur.


Bunlar da İlginizi Çekebilir



Altıncı Koğuş

Ana karakterlerimizden biri olan İvan Dimitriç kasabanın altıncı koğuşunda kalan bir akıl hastasıdır. Akıl hastası deyip geçmemek gerekir, çok zeki ve bilgili adamdır.

Daha Fazlasını Oku
Rahel Tanrı'yla Hesaplaşıyor

Yahudiliğini tam savunamadığı için bu hikayenin arkasına sığınmıştır. Bu kitap aslında Zweig'in son çığlıkları... Son umudu... Son konuşması.

Daha Fazlasını Oku