Sokrates'in Savunması


Sokrates'in Savunması

Felsefe yüzü asık adamlar demek değildir. Ya da bize öğretilen ve dayatılan “Çok okuma kafayı yersin. Çok düşünme delirirsin. Felsefe zengin adam işidir, işleri güçleri yok. İmansız kimselerdir.” tabularının ötesindedir. Hemen hemen her yerde, her kesimde felsefeye karşı bir önyargımız, ulaşılamaz gerçekliğimiz ve yadsınamaz eksikliklerimiz vardır.
Kelime kökeni Philosophia olan Felsefe, “bilgi, bilgiye sevgi, bilginin peşinden koşmak” demektir. Körü körüne inanmaktan ziyade, düşünüp, araştırıp doğru yolu bulmaktan geçer. Bize atfedilen inanç da bunu ister. Bu insanlara zor gelir. Çünkü inanmak, düşünmekten daima daha kolaydır.
Felsefede illa Antik Çağ - Orta Çağ - Rönesans bilmenize gerek yok. Ya da felsefenin alt dallarını bilmenize gerek yok. Bunları bilmemek sizin felsefenizi kötü yapmaz. Hayatta her insan kendi felsefesini yaratır. Yaratmak zorundadır. Daha ahlaklı ve kaliteli bireyler olabilmemiz için. Bunun başı da düşünmekten, sorgulamaktan, kendini arayıp bulmaktan geçer. Bu bazen sancılı bir süreç olsa da mükafatı çıktığın yolun içindedir. Hedef koymaktan ziyade hedefe yürüdüğün yol çok daha güzeldir.
Peki kimden yardım alınır? Nasıl erdemli bireyler olunur?
▪️Ne anneden, ne babadan ne en sevdiğiniz başka bir büyüğünüzden.
Kitaplardan yardım alnır ve 2300 yıl önce yaşamış, evreni sorgulayan, bu yol uğruna ölmüş olan adamdan.
Sokrates’ten...
Şimdi gelin Sokrates'ten ve onun öğrencisi Platon'dan bahsedelim.
Kitap, Sokrates'in kendisine yapılan tüm suçlamalar karşısındaki onurlu duruşunu, sükunetini, erdemini anlatır. Öğrencisi Platon bunları tespit ederken bu kitap ile birlikte de bunları ispat etmiştir. Aynı zamanda hocasının düşünce, ruh dünyasını ve onun ideolojisini incelemiş ve Sokrates'in mahkeme öncesi, mahkeme sırasında ve ölümü beklerken geçirdiği günleri kaleme almıştır.
Sokrates'e idam cezası verilir. Bunun sebebi tanrılara inanmıyor olmasıydı. Halbuki Sokrates onların inancından kat kat daha büyük bir inanca sahipti. Hal o ki, arkadaşları onu ölümden kaçırabilirdi.
Fakat Sokrates bunu reddetmiştir. Ruhun ölümsüzlüğüne ve ölümün yeni bir dünya olduğuna inanan bir alimdi. Delfi tapınağındaki kahin ona ‘Yunanlıların en bilgini’ dediğinde Sokrates büyük bir tevazuyla reddetmiş ve “Bildiğim bir şey var, o da hiçbir şey bilmediğimdir.” demiştir. Zehiri kendine o saplamıştır. Ağlayan arkadaşlarına dönüp son sözünü söylemiştir: “Kaygılanmayın. Gömdüğünüz sadece bedenimdir. Ben ölmeye, siz yaşamaya gidiyorsunuz. Hangisinin daha iyi olduğunu sadece Tanrı bilir.” Gerçek bir alim, bilgin olan Sokrates, verdiği savaşta boyun eğmemiş, ruhunu tek inandığı Tanrısına emanet etmişti.
Bu bilgileri vermek zorundaydım. Çünkü bu kitabı okumak isteyenlerin bilmesi gerektiğini düşündüm. Daha fazla da anlatırsam kitabı anlatacağım... Felsefeyi, evreni, yaşamı, varoluşları, analizleri sevenlerin bir solukta okuyacağı kitaptır. Tavsiyemi sunar, bol kitaplı günler dilerim.


Bunlar da İlginizi Çekebilir



Dil Söyler Kulak Dinler Kalp Söyler Kainat Dinler

Kitabı ilk göründüğünüzde aklınıza Yunus Emre'nin hayatını anlatan, ders bilgisi kıvamında notlar gelmesin.

Daha Fazlasını Oku
Okumaya Ve Okumuşlara Dair

Kitap okumayı seviyormuş gibi yapanlar ve bunu allayarak pullayarak, boş içerikle piyasaya sürenler daha çok el üstünde tutuluyor.

Daha Fazlasını Oku