Bulantı


Bulantı

Bazı yazarlar doğuştan bulantı içindedirler, bazıları ise yaşadıklarından dolayı bulantıya girerler. Jean-Paul Sartre ise sonradan bulantıya giren yazarlardan. Bana kalırsa bu öyle bir bulantı ki kendini, varlığını unutturacak cinsten...
Hümanizm, Anarşizm, Elitizm, Varlık, Hiçlik, Komünizm, Maoizm...
Bunlar ne? Diyecek olursanız... Sartre'nin içinde bulunduğu ideolojiler, partiler, takımlar. Nihilistliği (hiçliği) bir an için yazan ve savunan adam nasıl olurdu da bir milletin refahını düşünürdü? Veya hümanist olan bir birey nasıl olurdu da aynı zamanda Anarşizm'i savunurdu? 'Siyasi ve Politik' yönden olmuş bile olsa bu kadar ideolojinin içinde yer almak, gerçek BULANTI sahiplerinin işidir.
Sartre'den çıkalım ve 20. yüzyılın en çok ses getiren kitabını yorumlayalım. Hem roman, hem felsefi kurgu kitabı. Kitabın ilk sayfalarında aşırı yalnız olan Roquentin, kendini sokaklara atıyor ve gördüğü insanları, mekanları tasvir ediyor. Evet, gerçekten aşırı yalnız olan insanlar veya yalnızlıkla büyümüş insanlar, gözlem yeteneği çok gelişmiş insanlardır. Ve ana karakterimiz insanlara karşı bir nefret besliyor, bir varoluş sancısı çekiyor. İçten içe bir bulantı...
Okuyucu rolünden çıkıp, profesyonel bir yorum yapacak olursak; Gerçekten nevrotik bir rahatsızlığa sahip olan bir adamı okuyorsunuz, yaşıyorsunuz. Gördükleri sanrı mı gerçek mi? Bazı yerlerde ipin ucunu kaçırıyor, 'kitap nereye gidiyor?' diye sorguluyorsunuz. Panik yapıp, anlamak zorundayım telaşına girmeden kitabın içinde kaybolun. Böyle kitaplar için en iyi yöntem budur.
Tasviri öyle bir yapıyor ki, kimi okuyucular bundan sıkılıyor kimi okuyucular aşırı beğeniyor. Tamamen okuma alışkanlığınızı nasıl kazandığınıza bağlı... Bir eşyayı sayfalarca anlatıyor. Gündelik hayatınızda bir nesneyi elinize aldığınızda içinizden tasvirler yaratıyorsunuz. (!) İşte o kadar da insanı etki altında bırakıyor.
Uzun lafın kısasına gelecek olursak, muhakkak okunması gerektiğini düşündüğüm kitaptır. Öncesinde akıl sağlığınızı kontrol edin... Tavsiyemi sunar, bol kitaplı günler dilerim.


Bunlar da İlginizi Çekebilir



Serenad

Kitabın konusunu, olay örgüsünü, betimlemesini bir kenara bırakalım. Kitabı size buram buram yaşatan bir karakter analizi var. Herkesin içinde bir parça Maya var.

Daha Fazlasını Oku
Huzursuzluk

Ana karakterimiz bir gazeteci (İbrahim). İbrahim'in çocukluk arkadaşı Hüseyin ölür. Bunun üzerine İbrahim olayı araştırmak için memleketi olan Mardin'e gider.

Daha Fazlasını Oku