Alemdağ'da Var Bir Yılan


Alemdağ'da Var Bir Yılan

“Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey.”
Sait Faik Abasıyanık'ın kitapları bir nevi öğretmendir. Size bilgi aşılar, hayal gücünüzü diriltir, yaşamayı tattırır. Hepsinden önce ise “nasıl insan olunur?” onu öğretir.
Varoluş sancılarımızı binbir çeşit felsefe kitaplarında, kişisel gelişim kitaplarında deva bulmak için okuruz. İçinden çıkılamaz bir hale geliriz ve tükenmişlik sendromu ile boğuşuruz. Sait Faik için yaşamak çok basit. “Şu köşkün sahibi de ölecek. Şu horoz da!” diyor ve derin bir nefes bırakıyorsunuz. Onun için yaşamak içinden çıkılamaz bir buhranlık değildi, onun için yaşamak renkti.
Her kesimin, her yaşın, her insanın okuması gerektiğini düşündüğüm kitaptır. Bütün kitaplarını tavsiye ederim lakin bu kitabın ayrı da bir yeri vardır. Sait Faik ölüm ile savaşırken bu kitabı yazmıştır. Son sesi. Son sözleridir. Siroz hastalığı ile savaşan Abasıyanık'ın bu kitabı aslında iç burkucudur. Kendi iç dünyasındaki karamsarlığı, içinde kalan ukteleri, ölüm ve dindarlık hakkında düşünceleri, kendi öz benliğini cesurca gösterdiği kitaptır. Ama bütün bu karamsarlığa rağmen yine de yaşamanın güzel olduğunu, dünyanın boş olduğunu asıl dolu olan yerin yüreğinin olduğunu söylemiştir. Din evrensel ve derin bir konu olmasına rağmen onun bile formülünü bulmuş “Günaha girmemek için fazla düşünmemeli.” demiş ve saygısıyla çekilmiştir.
Kitabın detayına gelecek olursak;
İçerisinde 17 öykü bulunmaktadır. Hepsi birbirinden sürükleyici, boğmayan, sizi eski İstanbul'un sokaklarına götürecek ve eski insanlar ile tanıştıracaktır. Edebi yön tarafından oldukça haz doludur. Fikret Ürgüp bu kitap için sürrealizm ve realite demiştir. Hayatının çoğu yıllarını yalnız geçiren Abasıyanık hayatını kabul etmiş, kendini aramış, hayatın hikmetini bulmuş ve yazmıştı. Abasıyanık o hikmetin kapısını okuyucularına açıyor. Çünkü artık saklanmıyor. Bu kitap onun son kitabıdır. Bütün bu karamsarlığa, yalnızlığa, realiteye rağmen son cümlesi,
“Sabaha kadar kuşun kanat seslerini, onun mışıl mışıl uykusunu duydum.”
olmuştur.


Bunlar da İlginizi Çekebilir



Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

Sağ kolunda oluşan kemik veremi hastalığıyla boğuştu. Tam da o yıllarda bu romanı kaleme aldı. Kitaptaki ana karakterimiz de çocukluğundan beri varolan kemik hastalığıyla cebelleşir.

Daha Fazlasını Oku
Mahalle Kahvesi

Yaşamayı bu kadar seven adam, doktora bile gitmekten korkan adam nasıl olur da ölümü kabullenebilirdi? İşte bu kitap Abasıyanık'ın kabullenme kitabıdır.

Daha Fazlasını Oku