Dokuzuncu Hariciye Koğuşu


Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

Her şahlanmış kitabın arkasında, yazarının gizli acıları vardır. Tüm analizlerimde söylediğim gibi; kaliteli yazar, kitabına kendisinden parça verendir. Peyami Safa'nın Dokuzuncu Hariciye Koğuşu da tam olarak böyledir.
Kitabın öyküsü ile Peyami Safa arasındaki benzerliğe gelecek olursak;
Peyami Safa küçük yaşlarda babasını kaybetti. Annesi ve ağabeyi ile zor şartlar altında yaşadı. Sağ kolunda oluşan kemik veremi hastalığıyla boğuştu. Tam da o yıllarda bu romanı kaleme aldı.
Kitaptaki ana karakterimiz de çocukluğundan beri varolan kemik hastalığıyla cebelleşir. (Onun dizinde duyduğu acıyı öyle bir kaleme almış ki Safa, okurken adeta acıyı dizinizde hissediyorsunuz.) Sağlık sorunları ile cebelleşen genç, misafiri olduğu Paşa'nın kızı Nüzhet’e aşıktır. Lakin bu aşk karşılıklı mıdır bilinmez...
Hayatın içinden olan betimlemeler, bunalımlar ve kuruntular. Hem bu kadar kısa hem de bu kadar yoğun hissettiren bir kitap ancak Zweig kitaplarında bulunur deriz, lakin Peyami Safa bu kitabıyla zirveyi görmüştür. Öykü tadında olacak kadar açık, deneme olacak kadar akıcı, psikanaliz tahlilleri olacak kadar makale tarzı, çok yönlü, dengeli bir kitaptır. Mutlaka okunması gerektiğini düşündüğüm kitaptır. Tavsiyemi sunar,bol kitaplı günler dilerim.


Bunlar da İlginizi Çekebilir



Bize Göre

Kitabı ne kadar “deneme” tarzında olsa da bilgi veren bir üslubu, 1920'li yılları eleştiren cesur bir tavrı vardır.

Daha Fazlasını Oku
Mahalle Kahvesi

Yaşamayı bu kadar seven adam, doktora bile gitmekten korkan adam nasıl olur da ölümü kabullenebilirdi? İşte bu kitap Abasıyanık'ın kabullenme kitabıdır.

Daha Fazlasını Oku