Şeker Portakalı


Şeker Portakalı

Çok meşhur bir kitap olduğu su götürmez bir gerçektir. Konusu belli;
Acılar içinde büyüyen bir çocuk, bunun yanısıra oldukça zeki ve akıllı. Hatta bu zekası yüzünden ona ''Şeytan'' deniliyor. Hayal gücü çok yüksektir ve yoksul bir ailenin çocuğudur.
Buraya kadar tamam.
Sanıyorum ki hiçkimse oturup bu öyküyü yazarken şöyle düşünmez; ''Evet böyle bir çocuk olsun, şöyle bir ailede doğsun... Zeki olsun. Yaşadığı çevreyi çok iyi betimleyeyim.'' Hayır. Muhteşem öyküler ve muhteşem kitapların arkasında GERÇEK bir hikaye yatar. Gerçek bir hikaye olduğu için de betimlemesi o derece kuvvetlidir. Okuyucuya acıyı geçirebiliyorsa, yazar da o derece yaşamıştır kitabı.
O zaman artık kitaptan değil yine kitap ve yazar benzerliğini konuşalım...
José Mauro de Vasconcelos yoksul bir ailede yetişmiştir. Detayları bilinmese de ailesi Vasconcelos'u amcasının yanına yollamıştır. 9 yaşında olmasına rağmen birçok şeyi kavramıştır, birçok işe girip çıkmıştır. Tarım işçiliğinden tutun da balıkçılığa kadar... Bu sayede her kesimden insan görmüş, tanımış olan Vasconcelos kalemine bunu yansıtmıştır. Analiz ve gözlem yeteneği oldukça gelişmiştir.
Üstelik iki yıl da tıp okumuş birisidir.
Tanıdık geldi mi?
Şeker Portakalı bir çocuğun hayallerini, yaşadığı çevresini ve o çevrenin ona hissettirdiklerini anlatır. Yazar José'un bu kitabı yazma isteği, artık dolmuşluğu ve taşmışlığıydı... Acıyı keşfetmek ve kabul etmek. Küçük bir çocuğu acımasızca dövmek. Çocuk artık insanlara güvenemediği için bir şeker portakalı fidanına içini döker... Kitabı okudukça ruhunuzun derinliklerinde bulunan bir acıyı uyandıracaktır. Hepimiz biraz Zezé'yiz. Yaramızla, içimize attıklarımızla, güvensizliğimizle... Çocukluğumuzu hepimiz gömdük bir yerde. Fazla zeki olmak aptal yaptı bizi. Kim bilir belki gömülü bir çocukluğu geri çıkartmanın vakti gelmiştir.
Her kesimin, her yaşın okuması gerektiğini düşündüğüm kitaptır. Bir yazarın acıları, bir çocuğun yaşadıkları... Ve bir çocuğa bir cümle bile ederken bin kere düşünmek gerektiğini bu kitapta öğrenmiş olursunuz...


Bunlar da İlginizi Çekebilir



Kardeşimin Hikayesi

Kitabın ana karakteri Ahmet Arslan insanlardan uzak, duygulardan yoksun, olaylar karşısında hiçbir şaşkınlık barındırmayan, en basit tabiriyle ‘tuhaf’ bir adamdır.

Daha Fazlasını Oku
Hoşgör Köftecisi

“Orhan Veli'nin gözünde dünya nedir? Yaşamak nedir?” sorularını cevaplıyorsunuz onu okurken.

Daha Fazlasını Oku