Benim Hüzünlü Orospularım


Benim Hüzünlü Orospularım

''Bir keresinde bu yatak öykülerinin başıboş hayatımın sefil yanlarını anlatacak bir kitap için iyi bir malzeme olacağı gelmişti aklıma, kitabın adı da gökten inivermişti sanki: Benim Hüzünlü Orospularım.''
Kitabın ana karakteri bu şekilde bir giriş yapıyor ve hikayesini anlatmaya başlıyor.
Bu hikaye kimine sürükleyici geldi, kimine ''Yazara ilham veren şey neymiş acaba?'' dedirtti, kimine ise ''Bu kitap nasıl ödül almış? Pedofiliyi çağrıştırıyor.'' diye isyan ettirdi. Kimi ise ''Tüm bunların dışından çıkın, bence harika analizler var.'' dedi.
Bana kalırsa, açıkcası başka bir yazar böyle bir kitap yazsa 'tövbeler olsun' denilebilirdi. Ama Gabriel Garcia Marquez için çok olağan bir kitap. Marquez'i Marquez yapan onun sıradışı tercihi ve büyülü anlatımıdır.
(Ama şunu da eklemeliyim ki, hiç Marquez okumadıysanız bu kitabı ile başlamayınız.)
Konusuna gelecek olursak,
90 yaşında bir adam 90'ıncı yaş gününde kendisini ödüllendirmek istiyor. Ve genelevin patroniçesini arayıp bakire bir kadınla beraber olmak istediğini söylüyor. Kadın 'zor' dese de çok zaman geçmeden böyle bir kadın çıkıyor. Kadın demeye bin şahit ister çünkü kitapta 'kadın' diye bahsedilen kişi 14 yaşında bir çocuk. Gönül ferman mı dinlemez yoksa aşkın yaşı mı yoktur bilinmez 90'lık bey bu 'kadına' aşık olur.
Bu aşk yok mu... Delilik ile dahilik arasında bir yerde. İpini kaçırırsan sonu bu işte.
Kitapta ana konu olarak bu aşk hikayesi anlatılır. Ama sadece bundan ibaret değil; Yaşlılık, tecrübe, kalabalık içinde yalnızlığı da anlatır. Önyargısız alıp okunması gereken bir kitaptır.
”Kitabın ismi ve olay örgüsü arasındaki bağ nedir?” diye sorulacak olursa da;
Bizim 90'lık delikanlımız genelevin daimi müşterisiymiş. Hatta iki kere de ödül almış. Biz bunu önyargıyla okuduğumuzda ''Püh sana'' deriz ama o şöyle diyor; ''Ömrümde yazı yazmaktan başka iş yapamadım...Açık söylemek gerekirse, parlak hiçbir yanı olmayan, soyu tükenmiş birisiyim!''
Böyle bir insanı, böyle bir ömürü düşünün. Ve tabulaştırılmış ahlak kurallarınızı ezip geçin. Sadece bir kitap için...
Haruki Murakami'nin dediği gibi,
“Sadece herkesin okuduğu kitapları okursanız, sadece herkesin düşündüğü şeyleri düşünüyor olursunuz.”
Bu cümle tartışılır lakin farklı eserler, farklı deyimler ve farklı olay örgüleri okumak, ufkumuz için de, yazarın kalemini tanımak için de birebirdir.Tavsiyemi sunar, bol kitaplı günler dilerim.


Bunlar da İlginizi Çekebilir



Parasız Yatılı

Sait Faik Abasıyanık ödülünü ilk almış kadın yazarımızın kitabıdır. Asıl adı; Feruze Çerçi. Neden ödül aldığını anlamadığım bir kitaptır.

Daha Fazlasını Oku
Hoşgör Köftecisi

“Orhan Veli'nin gözünde dünya nedir? Yaşamak nedir?” sorularını cevaplıyorsunuz onu okurken.

Daha Fazlasını Oku