Kör Baykuş


Kör Baykuş

Yazılı bir anayasa gibi kesin değil ama kanun olan bir kitaptır Kör Baykuş.
Kaliteli yazar ve kaliteli kitap, kendisinden parça verendir. Sadık Hidayet'in Kör Baykuş'u da tam olarak böyledir. Hayatının acısını bir otobiyografik olarak değil, karanlık, ürpertici, dehşete sürükleyen bir roman olarak kaleme almıştır. İran'da kendisine fazlasıyla saygı duyulur ve namı neredeyse tüm dünyaya yayılır.
~
Kanımca, Hidayet bu ünüyle şahlara kalkmamış aksine mütevazi bir hayat sürmüş ve İran'ın artık değişmesini, gelişmesini istemiştir. Ama gördü ki hiçbir şey ve hiç kimse değişmez.
Çok fazla öykü, dram, oyun ve çeviri yapan Hidayet, git gide dış dünyadan ilişiğini keser... Bunu kitaplarına da yansıtır. Hep ölüm, aitsizlik, ölü insanlar, gerçek dışı güçler ve ayrımcılığı yazar. Sonrasında da en tanınmış eseri olan ve bence Hidayet'in çığlığı olan bu kitabı, Kör Baykuş'u yazar.
Neden böyle dediğime gelecek olursak; kayıtlarda Hidayet'in afyon tiryakiliği olduğu söyleniyor. Üstelik resim ile de çok uğraşırmış. Kör Baykuş'un birinci ağız anlatımındaki adam da afyon tiryakisi olan, umutsuz, karanlık dürtülere sahip olan ve resim çizen birisi. Hal o ki, kitaptaki karakter kendini değersiz hissediyor, gerçek bir sanatçı olmadığını,zevksiz,biçare biri olduğunu dile getiriyor. Resimlerini sevmiyor, hepsi birbirinin aynısı diyor. Tarihe bakacak olursak da, evet. Gerçekten Hidayet'in resimlerine, o zamanki insanlarca sanatsal bir değer biçilmemiştir. Hidayet'in çığlıklarını bu şekilde görüyoruz.
~
Sadık Hidayet yazarlığının yanısıra ölümüyle de dikkatleri üstüne çekmiştir. 1951 yılında Havagazıyla intihar ederek hayata gözlerini yummuştur. Kör Baykuş kitabını ise 1937 yılında yazmıştır. Bu durumdan şunu çıkarıyoruz ki, Sadık Hidayet, hayatı boyunca ölümü, ölmeyi düşünen bir adamdı. Kitapta birçok yerinde ''Yazmalıyım. Yazmaya mecburum! Yazmak zorundayım.'' ifadelerini kullanıyor. Ama ne yazık ki yazmak da ona çare olamamıştır.
Kanımca dini bir inancı olmayan yazardır. Ürpertici, tehlikeli yanını kitabında göstermiştir. Bu yüzden tıpkı Goethe'nin Genç Werther'in Acıları gibi bu kitap da yasaklanmıştır. (Hala da İran’da yasaklıdır.) Sadık Hidayet özellikle politik İslamcı kesimlerden yoğun eleştiri almıştır. Kitabın bir bölümünde,
''Maksadım bir vasiyetname yazmak mı? Hayır! Çünkü ne malım var kadıya yedirecek, ne dinim var şeytana verecek!''
Bu bir atasözü de olsa Sadık Hidayet bu söylemleri çok kullanıyor. Tanrı, din hakkında uçuk mizahı ve hep bir isyanı bulunuyor. Bu yönden de inançsız birey olduğu anlaşılıyor.
Sadık Hidayet, ölümünü ve nasıl öleceğini kendisi seçmiştir. Diğer yazar ve şairler gibi ansızın gelişen bir durum değildi. Veya herhangi bir kayıda geçen akıl hastalığı da mevcut değildi. 'Onun ruhu doğuştan cüzzamlıydı.'
İntiharı hakkında en yakın arkadaşı olan Bozorg: ''Paris'te günlerce havagazlı bir apartman aradı.'' diyor. Bu demek oluyor ki, Hidayet her şeyi önceden planlamıştı. Ve devamı: ''Bütün delikleri tıkadı. Gaz musluğunu açtı. Ertesi gün gelen dostu yerde yatar vaziyette buldu. Tertemiz giyinmiş, güzelce traş olmuştu.''
Kim bilir belki de yeni başlayacak olduğu hayata temiz gitmek istemişti. Ama arkasında kendisi kadar temiz, karanlık, güçlü bir eser bırakarak gitmişti. Her yetişkin bireyin okuması gerektiğini düşündüğüm kitaptır. Nasıl bittiğini anlamayacaksınız. Halüsinasyonlar, umutsuzluklar, karanlık bir kuyu...
Kitabı yazan kadar kitabı anlaşılır, kusursuz çeviren usta Behçet Necatigil'e de saygıyla, hürmetle.


Bunlar da İlginizi Çekebilir



Şimdiki Çocuklar Harika

Kitapta Ahmet ve Zeynep çok yakın arkadaşlardır. Aralarına hasret girer. Zeynep, Ankara'ya taşınmak zorunda kalır.

Daha Fazlasını Oku
Daha

Gaza on yaşında tecavüze uğrar, on üç gün ceset yığınlarıyla yaşar...

Daha Fazlasını Oku