Ophélia'ya Mektuplar


Ophélia'ya Mektuplar

Adnan Özer tabirini kullanarak “20. yüzyılın yalnızı” diyelim Fernando Pessoa'ya. Birçok yazar tutkusuna yenik düşer, onlar için gurur, onur, şahsiyete saygınlık ikinci plandadır. Onlar için asıl önemli olan tutkularının, yaşamının ne istediğidir. Hayatlarını,aşkını süzgeçten geçirmezler, sadece yaşarlar. İşte Pessoa da onlardan birisidir.
Tam olarak Kafka gibi olmasa da Pessoa da öldükten sonra tanınmıştır. Yaşamında pek az tanınırdı ve yalnız yaşardı.
Kitaba gelecek olursak,
Kitap iki bölümden oluşmaktadır. Birinci kısım yazarın nişanlısı Ophelia'ya yazdığı mektuplardır. İkinci kısım ise “Fernando ve Ben” adlı Ophelia'nın ağzından okuyacağınız kısımdır. Pessoa meraklıları okumalıdır. Özel hayatının yanısıra Pessoa'nın gündelik yaşamını da okuyor olacaksınız. Önsözde de bahsi geçtiği gibi, “Mektuplar hep ele verir.” Burada da tam olarak böyle.
~
Çoğu okuyucuya dumura uğratan bir kısım var ki o da Fernando Peassoa gibi bir adamın (çoğumuz onu Huzursuzluğun Kitabı ile tanırız.) “Küçük sevgilim, miniş bebeğim...” diyerek mektuplara başlamasıdır. Aşk nelere kadir dedirten kitap bazı yerlerde tebessüm ettiriyor, bazı yerlerde üzüyor, bazı yerlerde ise Pessoa'nın sevgiye bir muhtaçlığı olduğunu hissettiriyor. Bazı yerlerde artık saf sevginin değil, kıskançlığın, takıntılığın hakim olduğunu göreceksiniz. Mutlaka demesek de okunması keyifli bir kitaptır. Tavsiyemi sunar, bol kitaplı günler dilerim.


Bunlar da İlginizi Çekebilir



İçgüdüler Ve Baskılama

Bu kitap Freud'un bir nevi makalelerinin toplamı gibidir. ▪️Bir insan sadist olma yoluna nasıl girebilir?

Daha Fazlasını Oku
Camdaki Kız

Hayri, Nalan'ı kliniğe getiriyor çünkü Nalan, ''Beni bırakırsan intihar ederim!'' diyor. Hayri, 7 yıllık ilişkisini bitirmek istediğini, artık hayatında bir Laz kızı olduğunu ve ona aşık olduğunu söyler. Nalan bu durumu kaldıramaz.

Daha Fazlasını Oku