Kırmızı Saçlı Kadın


Kırmızı Saçlı Kadın

Konusundan önce kitabın genel kavramından bahsedecek olursak,
Orhan Pamuk'un hemen hemen tüm kitaplarında kendinden bir parça verdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Tüm röportajlarını, belgeselini ve konuşmalarını izlemiş biri olarak şu analizleri aktaracağım;
Kitabın ana karakteri, baba şefkatiyle büyümeyen, erken iş hayatına atılmış bir gençtir. Çocukluğundan beri yazar olma hayaliyle yaşar.
Orhan Pamuk ise bir röportajında babasını çok görmediğini, evin içinde hep kardeşiyle kıyaslandığını söyler. Hep ikinci planda durur ve kitaplarına sığınır. Odasına kapanıp günlerce, aylarca, yıllarca yazı yazar... Kitap yazar. Bu öyle bir tutku olmuştur ki Pamuk için en büyük korkusu ilhamını kaybetmek, en büyük sevinci ise yazmak olmuştur.
Kimi okurlar Orhan Pamuk'un kalemini zorlama olduğundan ve betimleme uzunluğundan dert yansa da aslında Orhan Pamuk'u Orhan Pamuk yapan budur. (Üzülerek ama sonradan akıllanmış biri olarak ben de böyle düşünüyordum. Hatta acımasızca 'neden Nobel ödülü aldığını anlamadım!' demiştim. Halbuki ne yanılmışım.) Tutku ile yazmasının yanısıra muhteşem duygulu ve saf bir kalemi var.
Orhan Pamuk'u ayıran özelliklerinden birisi de gerçekten seslere kulak vermesiydi. Yazarken yaşıyor, yaşadığını da yazıyor bu adam.
Arı vızıltısının verdiği huzurdan tutun da, çocuk sesleri, uzaktan gelen sigara kokusuna kadar hisseder ve bunlar çok yüceymişcesine yaşardı. Orhan Pamuk ilgi görmediği her yerde bunu kalemine yansıtmıştır. Her karakterin mutlaka birinde Pamuk'tan izler görürüz.
Ana karakterimiz Cem, ana ocağından çıkar, kuyucu çırağı olarak işe başlar. Patronu Mahmut Usta babacan, baskıcı bir adamdır. Cem'in hoşuna gider. Çünkü babasından görmediği ilgiyi, şefkati ustasından görmüştür. Onu babası gibi benimser.
Kuyucu Mahmut Usta mola verdiğinde Cem kasabaya iner ve bir kadın görür. Kırmızı Saçlı Kadın... Cem'den yaşça büyük, güzel, endamlı bir kadın. Cem görür görmez aşık olur. Çalışırken onu düşünür, onun hayaliyle yaşar. Hiç tanımadığı bu kadının peşine takılır. Olaylar silsilesinin ardından Kırmızı Saçlı Kadın ve Cem beraber olurlar. Hikaye asıl burada başlıyor. Hayatları savrulan karakterler...
Peki kader onları bir araya getirecek miydi?
Tüm bunların yanısıra şunu da eklemek istiyorum,
Orhan Pamuk bu kitabı yazarken bir kütüphane yardım almış... İran edebiyatı, Divan edebiyatı, Şeyhaname, Firdevsi, Yunan Edebiyatı, Oidupus...
Bu kadar zıt kavramları nasıl harmanlayabilir bir yazar?
Güçlü kalem, berrak bir zihin ile...
Temelinde Baba Ve Oğul vardır. Hemen hemen her kitabında olduğu gibi Batı ve Doğu sentezini ele almış zıt kavramları yaşatmıştır.
Sophokles'in Kral Oidipus'u (babayı öldürmek) ile Firdevsi'nin “Rüstem ve Sührab'ıyla” (oğulu öldürmek). Çok eski bu hikayeleri günümüze uyarlamıştır. Bir de Orhan Pamuk'un kaleminden okuyun. Baba ve Evlat katillerini...
Hem akıcı, sade bir dil. Hem de bilgi verici bir kitaptır. Hem roman, hem ansiklopedi okumak isteyenlerin yazarıdır Orhan PAMUK. Tavsiyemi sunar, bol kitaplı günler dilerim.


Bunlar da İlginizi Çekebilir



Daha

Gaza on yaşında tecavüze uğrar, on üç gün ceset yığınlarıyla yaşar...

Daha Fazlasını Oku
Şemspare

Elif Şafak öyle cümleler kuruyor ki, bir anlığına kendinizi, hayatınızı ve bulunduğunuz yeri düşünmeye başlıyorsunuz.

Daha Fazlasını Oku