Leyla'nın Evi


Leyla'nın Evi

Hemen hemen her yazar ve kitabı için şöyle derim,
''Kendinden bir parça katmıştır.'' Analiz yaparken de yazarın hayatını derinlemesine araştırır ve karakterler arasındaki bağlantıyı kurmaya çalışırım. Çoğu zamanda da bunda başarılı olurum. Çünkü gerçekten yazarlar kitap yazarken kendi deneyimlerini, ruhsal sancılarını veya çocukluğunu yazarlar. Kitaplarının bir karakteri onlara daha yakındır. Kör Baykuş, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Benim Adım Kırmızı, Şeker Portakalı, Bulantı, Divan... Birçok kitapta bu analizleri çokça yaptım.
Ama Zülfü Livaneli ve kitapları çok daha farklı. Zülfü Livaneli karakterleri nasıl yaratıyor, kestiremiyorum. Çevresine, gezdiği yerlere çok bakıyor. Bakmakla kalmıyor görüyor da sanırım... İnsanların yüzüne, giyimine kuşamına dikkat ediyor ve en ufak parçalardan bir hikaye yaratıyor. Empati yeteneği en çok gelişmiş yazarlarımızdan diyebiliriz. Çocuk psikolojisinden tutun da ölmek üzere olan bir adamın durumuna kadar yazıyor, betimliyor. Her yiğidin harcı değil diyorum ve kitaba yavaş yavaş geçiyorum.
~
Seranad ve Huzursuzluk’ta olduğu gibi (bunları okuduğum için örnek veriyorum.) birkaç ana karakter var ve bu karakterlerin yine birbirine ne kadar zıt olduğunu okuyoruz.
Bu biraz Livaneli'nin kalemi... Birbirinden farklı hayatları, karakterleri bir araya getirmek ve roman yapmak. Bu kitabında da bunu tekrar göstermiştir. Ve kitap şöyle başlar...
Eski İstanbul hanımefendisi Leyla, baba yadigarı yalının kapısının önünde elinde bavulla oturur. Yalısı satılmıştır... Fakat Leyla Hanım evinden ayrılmak istemiyordur. Yalıyı satın alan kişinin arkası oldukça sağlamdır. Bu kısımlarda öyle bir kaleme almış ki Livaneli, Leyla Hanımı bağrıma basmak istedim.
Sonrasında durumu farkeden Yusuf Bey, (Leyla Hanımın eski hizmetkarının oğlu, Leyla Hanımı çocukken çok severmiş.) Leyla Hanım'ı güç bela ikna eder ve kendi evine götürür. Götürür götürmesine de evdeki hesap çarşıya uymaz.
Rukiye yani nam-ı diğer Roxy. Almanya'da büyüyen bir kız. Görünüşü, tavrı oldukça asi. Ve hiçbir millete kendini ispatlayamamış, aşağılanmış birisidir. Yusuf ile beraber kalan bu Roxy, Leyla Hanım'ı istemez.
Ama daha sonra işler yüz seksen değişir.
~
Hal o ki Livaneli yine bizim kültürümüzün şaman tarafından dem vuruyor, farklı bilgiler de sunuyor. Livaneli sadece roman yazmıyor. Romandan çok daha fazlası... Leyla'nın Evi adlı bir kitapta kültürel, sosyoekonomik, müzik, devlet, zorlayıcılar, yıkıcılar, iyiler, kötüler...
Hayal gücünün sınırlarını aşmış bir kitaptır. Kurgusu muhteşemdir. Üstelik ilk paragrafta dediğim gibi... Livaneli bu kitabı yazmaya nasıl karar vermiş biliyor musunuz? Vapurda seyehat ederken öylesine gördüğü insanların üzerinden. Bir kız çok asiymiş, birisi çok Osmanlı soylusu bir kadın, bir adam çok zerafetli... Bunlara bakıp, bu kitabı yazmaya karar vermiş!
Biz okuyuculara da iyi ki yazmış demek düşüyor... Tavsiyemi sunar bol kitaplı günler dilerim.


Bunlar da İlginizi Çekebilir



Aforizmalar

Franz Kafka'nın yaralı ruhu her aforizmasında kendisini yansıtıyor. Evreni sorgulama, ruhun özgürlüğü, yamalı bir hayat... Kuvvetle muhtemel Kafka bu sözleri uzun uzun üstünde düşünerek yazmadı.

Daha Fazlasını Oku
Bir Ömür Nasıl Yaşanır?

Sabah depresif ve içinizden bir şey gelmeyerek uyanıyorsunuz. Zor değil, başucunuza koyun ve günlük 10'ar 20'şer sayfa kadar okuyun. Bir hareket isteyeceksiniz hayatınızda. Bir plan. Bir hedef.

Daha Fazlasını Oku