Sergey Yesenin Bunalım Süreci ve İntiharı


Sergey Yesenin

(Sergey Yesenin)

Rus şair, tam adıyla Sergei Alexandrovich Yesenin. 3 Ekim 1895'te Konstantinovo'da doğmuştur. Hemen hemen her şair gibi küçük yaşlarda şiir yazmaya başlamıştır. Yesenin'in ilk kitabı “Ölüler Günü”, onun çocukluğunda yaşadığı ve hatta köy okulunda okuduğu anılarını anlatmaktadır.
‘Buraya dikkat ediniz çünkü çocukluğundaki köy hayatı onu aitsiz bir bunalıma da sürüklüyor kanımca..’

Devrim gününü (Ekim Devrimi) bizzat gören Yesenin bu devrimi oldukça da desteklemiştir. Ama bu devrim onun psikolojisini yıkmakta altyapı olacaktır.

Yesenin tam iflah olmaz bir romantik, yakışıklı bir şairdi. Neden iflah olmaz romantik dedim, şair olduğundan değil de...
1913 yılında ilk evliliğini gerçekleştiren Yesenin, Anna Izriadnova adında genç bir kadınla evlenir ve bir erkek çocuğu olur. Ancak Yesenin ailesini terk eder. Petersburg'a geçer. Bazı zamanlar oğlunu ziyarete gider.
1917 yılında ise Zinaida isimli güzel mi güzel bir aktris ile evlenir. Ondan da Tatyana adında bir kızı ve Konstantin isimli bir oğlu oldu. Ancak evlilikleri uzun sürmeden bitti.
Üçüncü evliliğini ise Tolstoy'un torunu Sofya ile yaptı. Ancak bunda da aradığı aşkı -aidiyeti- bulamayan Yesenin yine ayrılacaktı.

Biraz daha iç dünyasına inelim. Bu kadar özel hayata girmeyelim...

İlk başta söylediğim ‘kanımca bunalım’ dediğim ifadeye açıklık getirelim. Yesenin kendini hiçbir zaman şehrin ışıklarına, şatafata ait hissetmedi.
“Yoruldum yaşamaktan yurdumda,
İçimde engin kırlara açılma özlemi,
Bırakıp gideceğim kulübemi,
Çekip gideceğim hırsız ve hayta.” diyor Sergey Yesenin.

Devrimin adamı olmadı hiçbir zaman. Destek çıkmasının sebebini can arkadaşı Mayakovski şöyle açıklıyor: “Her girdiği ortamda dikkat çekmek istiyordu.” Yesenin'in çocukluğunda aşağılanma duygusu ve kendini ispatlayamama takıntısı olduğunu görebiliriz. Ne aşkta, ne işte, ne ortamda hiçbir yerde, hiçbir şekilde kendisini ait hissedememiş yaralı bir kalp, saydam bir yosunlu ruhu vardı...


Isadora Duncan

(Isadora Duncan)

Mecbur yine aşk hayatına gireceğiz; Çünkü Yesenin gibiler nasıldır biliyor musunuz? Sevmez, sevemez, bağlanamaz, ait olamaz. Lakin çivi çiviyi söker misali, bir cambaz girdikleri zaman hayatına; işte o zaman bütün her şeyini o kişiye verirler.
1921 yılında tesadüfi şekilde dasçı Isadora Duncan ile tanıştı. Hayatına çok kadın girdi ama bu kadın onun için başkaydı ve Yesenin'de çok derin izler bırakacaktı. Aralarında on altı yaş olmasına rağmen bunu umursamıyorlardı. Aşklarını öylesine dolu dizgin yaşıyorlardı ki; evliliği düşünmeyen bu iki özgür ruhlu insan, bu aşkı evlilikle taçlandırmak istediler. Lakin temel farklılıklar çatlamaya başladı. Isadora çok çılgın, kaçık bir kadın iken Yesenin dinine bağlı, mazbut bir adamdı. Ve kadına karşı çok tutucu, baskıcı davranışlar sergilemeye başladı. Tüm bunların üstüne bir de Yesenin’in alkol ile mücadelesi vardı.

Sergey gün geçtikçe kendini tamamen kaybediyordu ve ne kadar kaybederse o kadar içkiye bağlanıyordu.

Tamamen ruhsal bunalıma giren Yesenin'in bu haline eşi daha fazla katlanamadı. Ve onu bıraktı. Yesenin iyice çökmeye başladı ve artık sonunu görüyordu. Psikolojik rahatsızlıklarından ötürü bir ay boyunca akıl hastanesinde yattı. Noel için hastaneden çıkarıldı. Kaldığı otel odasında sonunu yazmaya başladı.


Mayakovski ve Yesenin ölüm sonrası

(Mayakovski ve Yesenin ölüm sonrası)

İntihar etmeden önce yoldaşı Mayakovski'ye bir not bırakmak istedi. Kaldığı odada mürekkep bulamadığı için kolunu bıçakla kesip kendi kanıyla şu şiiri yazmıştır:

“Elveda dos­tum benim, elveda
Can dos­tum seninle dolu göğ­süm
Çok önce­den belir­le­nen bu ayrı­lık
Buluş­mayı vade­di­yor ile­ride bir gün.
Elveda dos­tum el sıkış­ma­dan, konuşmadan,
Sakın üzülme, nedir bu gözlerindeki hüzün?
Şu yaşamda yeni bir şey değil ölüm,
Ama pek öyle sayılmaz yaşamak da.”

Otuz yıllık hayatında melankolik bir acının dili olan Yesenin, Rus şiirine damgasını vurdu. Lakin Yesenin'in intiharından sonra birçok kişi intihara kalkıştığı için onun eserlerini toplayıp, yayılmasını engellemek zorunda kaldılar.

Mayakovski ise Sergey Yesenin’e MEKTUBUNUN SONUNDA şu satırları yazmıştır;

“Şu hayatta en kolay iştir ölmek
Asıl güç olan yeni bir hayata başlayabilmek.”

Lakin beş yıl sonra yoldaşının izini sürecek ve o da intihar edecektir. (O kısım da ayrı bir hikayedir...)

Hoşçakalın. YENİ BİR HAYATA...


Bunlar da İlginizi Çekebilir


İntiharın 4 Hali - Bölüm 1 (Virginia Woolf)

Eşine ve kardeşi Vanessa'ya intihar notu bıraktı ve ceketinin ceplerine taşlar doldurdu, evinin yakınlarındaki Ouse Nehrine gitti, kendini suya bıraktı.

Daha Fazlasını Oku
Kızıl Saçlı Deli (Dahi) - Van Gogh

Gogh sürekli halüsinasyonlar görüyor, birileri konuşuyordu. Bu seslere daha fazla dayanamayıp bıçakla kulağını kesti. Kestiği kulağını genelevde çalışan bir kadına armağan etti.

Daha Fazlasını Oku
Türk Musikisinin Yüzü Selahattin Pınar

Selahattin Pınar bu duruma daha fazla dayanamaz, ceketini alır ve son sözünü söyler; “Bir gün gelecek, benim adımla anılacaksınız!”

Daha Fazlasını Oku