24 kere intihara kalkışan şair ve intihar eden oğlu


Ümit Yaşar Oğuzcan

(Ümit Yaşar Oğuzcan)

*Baba öyle intihar edilmez böyle edilir!*
Ne zamandır kaleme almak istediğim şairdir. Herkes ona “melankoli şairi” dese de... Ben ona kısaca “Talihsizler Ülkesinin Kralı” diyorum. Neden?
22 Ağustos 1926'da dünyaya gelmiştir. Freud'a göre 'bir çocuğun karakteri üç yaşında oturmaya başlarmış.' Bu şairimizin talihsizlikleri ise tam üç yaşından sonra başlıyor. İntihara meyilli olması da sürekli ölümle burun buruna gelen olaylar yaşadığı için olabilir.

4 yaşında mangala oturuyor,
5 yaşında yüksek bir yerden yuvarlanıyor,
7 yaşında başına sandık kapağını düşürüyor.
Bu dönemde kızamık geçiriyor ve ateşli travma sonucu geçirdiği hastalık yüzünden kekeme oluyor...
13 yaşında apandisit ameliyatı oldu.
19 yaşında böbrek ameliyatı oldu. (Mektubunda tek böbrekli olduğunu belirtir.)
30 yaşında bademcik ameliyatı oldu.
Gençlik hayatına çok değinmeden şunları söyleyebilirim; Ticaret meslek lisesi bitirdi. Ve bitirir bitirmez bankacı olarak işe başladı. Aslında baktığımızda rutin, alışagelmiş bir memur hayatı. Tamı tamına 30 yıl bankacılık yapan Oğuzcan 30 yılın sonunda kendi isteğiyle emekli oldu. Şiire iyice yoğunlaşmış ve kalemine kilit vurmamıştı. (Şiire olan sevgisi erişkin yaşlarda başlamadı, 9 yaşından beri gelen yoğun bir hissiyat ile artarak devam etti ve bunda ailesinin de payından bahsetmeden geçemeyiz. Annesi tam olarak edebiyat sever bir kadındı.) Oğuzcan’ın, Faruk Nafiz Çamlıbel'in etkisinde olduğu söylenir. -Ki büyük ihtimalle annesinden gelen bir bilinçaltıydı bu. (Annesi Çamlıbel'in şiirlerini ezbere bilirdi.)

-Evliliği-
22 yaşında evlenen Oğuzcan'ın iki evladı oldu. Vedat ve Lütfü.
Oğuzcan sürekli intihara kalkışıyordu. Ama sadece kalkışıyordu. Bazı kesimler onun reklam amaçlı yaptığını bile düşündü.
Ailesi bu durum karşısında oldukça yıpranıyordu (Özellikle de oğlu Vedat). Ümit Yaşar kendi psikolojik sorunlarını ailesine fazlasıyla yansıtıyor ve onları korkutuyordu.


Oğlu Vedat Oğuzcan

(Oğlu Vedat Oğuzcan)

Oğuzcan sürekli 'ölümü seviyorum, ölümü istiyorum' diyormuş. Oldukça ünlü, rahat geçimi olan bu şairimizi, bazıları da şöyle eleştirdi; “Bir türlü doymak bilmedi.”

Kötüyü çağıra çağıra kötüyü yaşamış olan Oğuzcan.
Acı Son.
Oğlu bu duruma daha fazla dayanamamış olsa gerek ki 18 yaşındaki bir tohum, bir fidan... Yaşaması gereken çok hissiyatlar var iken, okuması gereken çok kitap var iken, aşk var iken, yaşamak var iken... Ölmeyi tercih ediyor. 

Gözlerini açar açmaz ölümü anlatan, ölümü seven ve anlatmakla kalmayıp sürekli teşebbüs eden bir baba onu o kadar derinden etkiledi ki, son cümlesi şu oldu;

“Baba öyle intihar edilmez, böyle edilir!”

Bir intikam vardı... Bir acı. Babası ona intiharı öğretmişti, o da tek öğrendiği şeyi hayatında uyguladı.


Oğlunun intiharından sonra Oğuzcan'dan kesitler...

GALATA KULESİ
Açarken ufkunda güller alevden
Çıktı, her günkü gibi gülerek evden
Kimseye belli etmedi içindeki yangını
Yürüdü, kendinden emin
Sonsuzluğa doğru
Galata Kulesinde bekliyordu ecel
Bir fincan kahve, bir kadeh konyak
Ölüm yolcusunun son arzusuydu bu
Bir adam düştü Galata Kulesinden
Bu adam benim oğlumdu

Küçücüktü bir zaman
Kucağıma alır ninniler söylerdim ona
Uyu oğlum, uyu oğlum, ninni
Bir daha uyanmamak üzere uyudu Vedat
Galata Kulesinden bir adam attı kendini
Bu nankör insanlara
Bu kalleş dünyaya inat
Şimdi yine bir ninni söylüyorum ona
Uyan oğlum, uyan oğlum, uyan Vedat.
-

OĞLUMA AĞIT
Gözlerine uyku girmez
Anan ağlar Vedat diye.

Çiçek açar, kuşlar öter
Yüreğimde diken biter
Kokusu burnumda tüter
Bu can ağlar Vedat diye.

Senin yerin mezar değil
Bu dert kalbe sığar değil
Oğul! Yalnız dostlar değil
Düşman ağlar Vedat diye.

Tek elmamın yarısıydın,
O canına nasıl kıydın,
Genceciktin, akıllıydın,
Duyan ağlar Vedat diye.

Uçup gittin bir kuş gibi,
Beyninden vurulmuş gibi,
Bir felaket olmuş gibi,
Cihan ağlar Vedat diye.

Canim ciğerimden taşar,
Ayağım ardından koşar,
Sensiz Ümit nasıl yaşar,
Her an ağlar Vedat diye.

Kader bana attı pençe,
Dünyam oldu paramparça,
Düşündükçe varoldukça
Baban ağlar Vedat diye.
-

Ümit Yaşar Oğuzcan daha sonra eceliyle 1984 yılında vefat etmiştir. Geriye acı öyküsü ve yazdıkları kalmıştır.


Bunlar da İlginizi Çekebilir


Kızıl Saçlı Deli (Dahi) - Van Gogh

Gogh sürekli halüsinasyonlar görüyor, birileri konuşuyordu. Bu seslere daha fazla dayanamayıp bıçakla kulağını kesti. Kestiği kulağını genelevde çalışan bir kadına armağan etti.

Daha Fazlasını Oku
Felsefenin Verdiği İlk Şehit

Buradan yine anlıyoruz ki Sokrates'in dinsiz olma gibi bir ihtimali yoktur. Çünkü ruhun varlığını sürdüreceğine dair inancı vardır.

Daha Fazlasını Oku
İntiharın 4 Hali - Bölüm 2 (Sylvia Plath)

Ve birçok uyku hapı yuttu, peşinden gaz fırınına kafasını soktu. Uyku hapı yutması belki ölümün uykuya benzeyeceğini düşündüğü içindi. Uyuyacaktı...

Daha Fazlasını Oku