İntiharın 4 Hali - Bölüm 4 (Nilgün Marmara)


Nilgün Marmara

(Nilgün Marmara)

Şiirin, kayboluşun, kalabalık içindeki yalnızlığın kadını. Kurtulmak isteyen, çırpınan, çırpındıkça dibe batan 29'unda bir kadın. Nilgün Marmara.

Zekanın ve bohemliğin vücut bulmuş hali. 13 Şubat 1958 yılında İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Göçmen ve gayet kültürlü bir ailenin kızıdır. Liseyi o zaman yeni açılan ve evine yakın olan Kadıköy Maarif Koleji'nde okudu. Çocukluğundan beri edebiyata ve şiire derin bir tutkusu vardı. Zaten kitapların içinde büyümüş bir çocuktu. Bu tutkusu üniversitede ona Türk Dili Edebiyatı okutacaktı. Lakin ilk üniversitesi olan İstanbul Üniversitesi'nde fazla barınamadı. O zamanın siyasi sebeplerinden dolayı İstanbul Üniversitesini bırakıp tekrar sınava girdi. Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı'nı kazandı ve burada okumaya başladı. Üniversite hayatı boyunca okudu, yazdı. Ve her okuyan, yazan insan gibi o da birini kendine yakın gördü.

İnsanlar böyledir. Bir yazarı her zaman diğerlerinden biraz daha farklı buluruz. Aslında bu yazarın farklılığından değildir, o yazarı kendimize yakın görmemizden dolayıdır. İşte Nilgün Marmara da okuyup yazdıkça ve araştırdıkça Sylvia Plath'ı kendine yakın buldu. Bu yakınlığı ona tez hazırlattı. Üniversiteden “Sylvia Plath'ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi” konulu tezi ile mezun oldu. Mezun olduktan sonra hatrı sayılır yerlerde çalıştı. Şirketlerde sekreterlik yaptı, hatta Mısır Konsolosluğunda memurluk yaptı. Lakin hiçbirinde uzun vadeli duramadı. Bir insan sadece yazmaya tutkuluysa, hiçbir işe kendini veremezdi. Tüm işler ona yavan gelebilirdi. Nilgün Marmara'nın da öyle oldu. Daha sonrasında arkadaş ortamında ileride eşi olacak Kağan Önal ile tanıştı. Tanıştığı yıl içerisinde de evlenme kararı aldılar. Nilgün Marmara'nın ağır atak bir hastalığı yoktu. Lakin çocukluğundan beri derin düşünceler, yoğun sorgulamalar içinde ani ruh hali değişiklikleri yaşıyordu. Bu duruma Cemal Süreya şöyle diyor;
“Çok değişik bir insandı Zelda. Akşamları belli saatten sonra kişilik hatta beden değiştiriyor gibi gelirdi bana. Yüzü alarır bakışlarına çok güzel ama ürkütücü bir parıltı eklenirdi. Çok da gençti. Sanırım otuzuna değmemişti daha.. Bu dünyayı başka bir hayatın bekleme salonu ya da vakit geçirme yeri olarak görüyordu. Dönüp baktığımda bir acı da buluyorum Nilgün’ün yüzünde. O zamanlar görememişim. Bugün ortaya çıkıyor.” En sonunda Nilgün Marmara'ya manik depresif teşhisi konulmuştu. Onun için dünya bir alemdi. Gaipten sesleri olan, sanrılarla dolu bir yerdi.


Eşi Kağan Önal

(Eşi Kağan Önal)

Nilgün Marmara, eşinin işinden dolayı Libya'ya taşınmıştı. 2 yıl kadar orada kaldılar. İstanbul'a geri döndüklerinde ise eşi Kağan artık terapiye gitmesini istiyordu. Ama Nilgün bu durumdan kaçıyordu. Belki ona bunca güzel şiir yazdıran bu yaralı ve acı çeken ruhuydu.

Nilgün Marmara intihar ettiğinde, tüm oklar eşini göstermişti. Eşi ise şöyle anlattı;
“Oysa Nilgün’ün tedavi olması gerekiyordu ama o doktordan kaçıyordu. Doktor, geldiğinde evde olması gerekirken evde değildi. Doktor beklemişti. Gelince de konuştular... Doktor bana ‘İşiniz çok zor, tedavi olması lazım ama çok zeki ve kültürlü. Yani en zor vakalardan’ demişti. Çünkü iyileşmesi için entelektüel faaliyetlerde bulunmaması gerekiyordu. İlacı dayayacaklar ve uyuşacaktı. Orta kültür ve zekalı durumlarda bu hastalık genelde 20’li yaşlarda ortaya çıkarmış, Lityum tedavisi ile başarılı olunurmuş. Ancak Nilgün bu tipte değildi. Tedavi olması, buna ikna olması, tedaviden memnun kalması hepsi ayrı bir dertti. Dolayısıyla tedavi olmadı. Öldüğü gün bana tedaviye tekrar başlayacağına dair söz vermişti.”

Lityum tedavisi duygudurum dengeleyici bir tedavidir. Manik depresif ve bipolar bozuklukta kullanılır. Lakin eşinin de açıkladığı üzere, Nilgün Marmara tedaviye hiç sıcak bakmamıştır. En sonunda kendine ve içinde bulunduğu aitsizliğe dayanamayıp 13 Ekim 1987'de Kadıköy ilçesine bağlı Kızıltoprak semtindeki evinde, beşinci kattan kendini aşağıya bırakmıştır.

Nilgün Marmara'nın ölümünün ardından yazıları ortaya çıkmıştır. Bir kısım günlüğü de yayınlanmıştır. (Kırmızı Kahverengi Defter, Defterler...) Bir notunda şöyle yazmıştı: (Tarihi, Libya'da kaldığı zamanlar)
“Kağan pis bir herif oldu, her gün barlarda sürtüyor.” Eşiyle yaşadığı bu sıkıntı onu belli ki iyice Sylvia'ya itti. Aynı düşünceler, aynı hastalık ve aynı kader. Bir motif gibi Plath'ın ömrü Marmara'yı etkilemişti. Bir eş insanı rezil de vezir de edebilirdi. Eşinin, Nilgün Marmara'nın şiir yazdığından bile haberi yoktu. “Kenarda durur bir şeyler yapardı” diyor. Nilgün sadece sevilmek, anlaşılmak istedi. Bir hap aracılığı olmadan, terapi olmadan...


İntihar ettiği ev. Dönemin şairleri.

(İntihar ettiği ev. Dönemin şairleri.)

“Sylvia Plath'ın şairliğinin initiharı bağlamında analizi” adlı tezinden biraz bahsedeceğim. Bizatihi Nilgün Marmara'nın yazmış olduğu tezdir. Bu sayede onun düşüncelerini, hislerini daha iyi anlayacağız. Öğrencilik hayatından beri Sylvia Plath'ı araştırmış, okumuş ve en sonunda da Plath gibi olmuştur.
Plath hakkındaki tezini ayrı bir yazımda yorumlayacağım. Şu an ise Nilgün Marmara'nın kaleminden intihar hakkındaki düşüncelerini ve onun gözünden dünyayı görelim. Yazdığı tezinden yalnızca bazı kısımlara değinip, Nilgün Marmara ile pekiştireceğim.

Tezi 5 bölümden oluşmaktadır.
Birinci bölümde, Plath'ın Gizdökümcü Tarz'daki yerini değerlendirebilmek üzere bu akımı tanımlar.
İkinci bölümde, psişik etkilerin sanatsal yaratılar üstündeki etkilerini anlatacaktır. “İntihar ve sanat arasında bağ nedir?” sorusuna cevap aramıştır.
Üçüncü bölümde kadın şarileri ve şiirlerinin ortak özelliğini anlatacaktır.
Dördüncü bölüm, Plath'ın düzyazılarıyla şiirleri arasındaki farklılıklara odaklanacak.
Tezin son bölümü ve ipin kopma noktası ise Plath'ın şiirlerini kurmaya zorlayan zihni, üslubu ve tekniği irdelemesi olacak.

Gizdökümcü tür nedir?
Kendini aklama peşinde olan şairin yeraltına inmesi demektir. Aslında bakıldığında bir nevi terapi yöntemidir. İnsan kendisini bilir, lakin unutmak için ruhunun derinliğine gömer ve kendisiyle bir türlü yüzleşemez. Gizdökümcü şiir ise insanların bilincindeki belirsiz korkuları açığa çıkarır. İnsan gömmüştür, unutmuştur lakin bir yanı karanlıkta kalmıştır. Yüzleşemediği için o korku ve karanlıkla yaşar. Belirsizlik hakim olur. Şiirlerinde bunu yansıtırlar. Yüzleşmek istedikleri şeyleri irdelerler. Başarılı olurlarsa ne ala, ama genelde başarısız olurlar. Zaten başarılı olurlarsa şiir yazmanın anlamı da pek kalmaz onlar için. Genelde hayal dünyasında yaşarlar ve yüce fikirleri olan dahilerdir. Deliliğe en yakın olanlardır. Aslında tüm bunların diğer bir adı da 'Sürrealizm'dir. Aşk ve romantiklik hakkında pek yazmazlar. Yazdıklarında genelde içe doğru bir yolculuk hakimdir.

Psişik etkilerin sanatsal yaratılar üstündeki etkileri
Bütün sanatçılar kendi varoluşlarını ararlar. Gerçek sanatçılar, yaradılışın özüne dönüp, bir çekişmeye maruz kalırlar. Bunun sonucu ise ızdıraptır. Sanatçı fazla düşünmeye başlar ve deliliğin eşiğine gelir. Bu eşikten kurtulmanın yolu ise, intihardır.
Nilgün Marmara'nın intihar hakkında yazdığı bir cümle gözüme çarpıyor.
“Belki kendini yok etmek de bir kendini koruma girişimi, sevgi görmek için atılan bir çığlık, mutlu, yaşama olasılığının aranışıdır.”

Nilgün Marmara beşinci kattan kendini aşağıya bırakırken hangi sevgiye muhtaç gitti? Kendini kendinden korumak mı istedi? Aşağıya doğru süzülürken hiç çığlık attı mı? Kim bilir...
Nilgün Marmara karmaşık zihin ve naif ruhunun kurbanı olmuştu.

İntihar ettiği evi... O dönemin şairleri Nilgün'ün evinde toplanıyorlardı. Sohbet ediyorlardı, Nilgün Marmara şarkı söylüyordu. Cemal Süreya onu, Amerikalı yazar F.Scott Fitzgerald’ın ele avuca sığmayan karısı Zelda’ya benzetir ve o yüzden Marmara’ya “Çılgın Zelda” derdi. İntiharının son aylarında sürekli intihardan bahsederdi. Günlüklerinde de görüyoruz.
“Biliyorum, bir gün dayanamayacak küçük kalbim; Arkamı dönüp inandığım ve güvendiğim her şeye veda edeceğim...”

-Nilgün Marmara intihar etmedi, öldürüldü diyen Lale Müldür-

“İntihar ettiğini düşünmüyorum. İntihar ettiği söylenen pervazlar kırılmış ve sallanıyormuş havada. Bir insan camdan atlamak istese pervazlar o durumda olur mu? Kaldı ki olay anında evde bir başkası daha varmış. Çevredekiler evden bir erkek sesi geldiğini belirtti. Bir erkeğin sesi açıkça duyulmuş. Nilgün’ün camdan atıldığına inanıyorum. Kağan’ın (Nilgün Marmara’nın eşi Kağan Önal) general olan babasından şüpheleniyorum. Nilgün’ü pencereden atmak üzere bir askerin tutulduğunu düşünüyorum. Savcı yeniden olayı açmak istemiş ancak annesi korktuğu için olayın üstü o şekilde kapanmış.”

Bu açıklamadan sonra ise Cezmi Ersöz açıklama yapmıştır.

“Nilgün’ün birtakım dedikodularla yıpratılmasına göz yumamam. Nilgün olayında Ece Ayhan’a büyük haksızlık yapıldı. Nilgün, Ayhan’ı çok severdi ve dostlukları büyüktü. 20’li yaşlardan itibaren intiharı düşünüyordu. Bir ara İskenderiye’ye gitti ama mutlu olamadı. Döndüğünde bana dedi ki: “Cezmi, düşlerimin İskenderiyesi’ni bulamadım.” Yüzünde ölüm ifadesi vardı son zamanlarda. Tedavi için gittiği psikiyatrisi taciz etti onu; o durum daha çok yıktı. Alkol ile birlikte antidepresan alıyordu. Bahariye’de karşılaştık; yanında eşi vardı. Kulağıma ‘Cezmi çok hastayım’ dedi. Biyolojik hastalık algıladım. Ama çökmüş vaziyetteydi. 3-4 ay sonra intihar etti. İnsanlar komplo teorilerine meraklı, Nilgün’ü kim atacaktı ki?”

Eşi Kağan Önal ise Lale Müldür'ün açıklamasına şöyle yanıt vermiştir:

“24 yıl geçti. Şimdi Lale Müldür’ün iddiası üzerinden 80 yaşında iki insanı, Nilgün’ün annesini ve benim babamı bunun içine çekmek bana hiç doğru gelmiyor. Bu yazıyla ilgili dava açma hakkımız var ve o ihtimali de düşündük. Ama ben Lale Müldür’ün akli ve cezai ehliyeti olmadığını, bu yazının da ciddiye alınacak yanı olmadığını düşünüyorum. Lale, Nilgün’ün son birkaç ayında onunla hiç görüşmemişti bile.”


Nilgün Marmara ve Sylvia Plath

(Nilgün Marmara ve Sylvia Plath)


Bunlar da İlginizi Çekebilir


İntiharın 4 Hali - Bölüm 2 (Sylvia Plath)

Ve birçok uyku hapı yuttu, peşinden gaz fırınına kafasını soktu. Uyku hapı yutması belki ölümün uykuya benzeyeceğini düşündüğü içindi. Uyuyacaktı...

Daha Fazlasını Oku
24 kere intihara kalkışan şair ve intihar eden oğlu

İntihar ederken son sözü, baba öyle intihar edilmez, böyle edilir!

Daha Fazlasını Oku
İntiharın 4 Hali - Bölüm 3 (Anne Sexton)

Anne Sexton kızına tacizde bulunmuştur. Bu bilgiden sonra Middlebrook, kızı Linda'dan bunları yayınlamak için izin alır.

Daha Fazlasını Oku