Şirket Kadını


4a

Hasibe o gün işe erken geldi. Yorgun, uykusuz olmasına rağmen içi kıpır kıpırdı. Bir o yana bir bu yana koşuşturuyor, mağazayı topluyordu. Lakin biraz soluklanınca ne kadar yorulduğunu anladı, kasada durdu.

Müşteriler elindeki ürünleri kasaya bırakıp gidiyorlardı. Bu durum kasiyerler için zor bir durum olacaktı ki her seferinde 'ürünleri kasaya bırakmayınız.' diye uyarıyorlardı. Sepet ve arabalar yanlarında dururken bile kasaya bırakıyorlardı. Müşteriler mağaza çalışanlarını adeta bir makine gibi, komutlaştırılmış robot gibi görüyolardı. O yüzden söyledikleri uyarıları kimse ciddiye almıyordu.

Hasibe oldukça vicdanlı, merhameti yoğun bir genç kadındı. Sivri dilli ama sesi yumuşacık olan birisiydi. Fakültesinin nimetlerinden yararlanmış, kendini oldukça iyi geliştirmiş ve her fırsatta kendine uygun zaman yaratıp kişiliğiyle, benliğiyle ilgilenmiştir. Market çalışanı olarak hayatını idame ettiren Hasibe, herkesin aksine işe giderken mutlu oluyordu. Çalışmak gibisinin olmadığını düşünüyordu. İşe ilk girdiği zamanlarda tuvalet yıkadığında bile bunun gocunulacak, küçümsenecek bir şey olmadığını bilirdi. Çünkü çalışan insan, alınteriyle kazanan insan Hasibe için en yüksek mevkidendi. İşi ne olursa olsun!
Ama herkes Hasibe gibi düşünmüyordu...

O gün müşteriler yine mallarını kasaya bıraktı. Hasibe yorgunluğunun üstüne eklenmiş gerginlikle sinirlendi. Yaşlı ama diri bir kadın yine ürünlerini kasaya bırakınca Hasibe sesini yükselterek,
'Kasaya ürün bırakmayınız!' diye bağırdı. Kimseden ses çıkmadı. Bir grup kadın yine umursamadı ve alışverişini yapmaya devam etti. Hasibe ilave ederek,
'Kim kimin malı karışıyor. Fazla geçince bana kızıyorsunuz!' Oradaki yaşlı ama diri kadın hiç sesini çıkarmadı. Eli ayağına dolaştı. Sepete yöneldi sonra durdu. Kafası dalgın gibiydi. Hasibe o an yoğun bir vicdan azabı çekti... Kadının cevap vermesini hatta kızmasını, çemkirmesini istiyordu ama kadın sessiz kalınca Hasibe azarının altında ezildi. İçi içini yedi. Üzüldü, çekindi, utandı. Kadifeden yumuşak sesiyle ve azabın verdiği utançla kadına,
'Ben size demedim. Poşet vermemi ister misiniz?'
Yaşlı ama diri kadın da gülümseyerek,
'Olur.' dedi. 
Hasibe ürünleri geçti. Kadına hürmetinden ürünlerini poşete koydu. Kadın parasını saydı, Hasibe'ye verdi. Kafası yine karışmış olacak ki eksik para vermişti. 
Hasibe ise, 
'52 lira teyzeciğim.' diye ekledi. 
Kadın ise dertlenip, oflayıp puflayıp,
'Ay o kadar bunaldım ki paradan. Unutuyorum ne nerede, ne kadar tutmuş...'
Hasibe şefkatle,
'Olur öyle teyzeciğim. İnsanlık hali...'
'Yok halden değil. Eskiden ben de kasiyerlik yapardım. 1 kuruşun peşine düşerdim... Ne kötü günlerdi.'
Hasibe içten bir gülüş yaptı. Demek o yüzden cevap vermedi. Çalışanın halinden ancak çalışan anlardı zaten. Kadın eliyle Hasibe'yi ve mağazayı göstererek,
'Tabi ben böyle yerlerde çalışmadım. Kasa işlerini şirkette yapıyordum.'
Tebessümü yüzünde kalıp gibi donan Hasibe az önce çektiği azap için kendinden utandı. İnsanlara azap duyulmamalıydı!


İnsanlar düşünmeden konuşuyorlardı. Kendi ruhunun karanlığını, bastırılmış egosunu bu şekilde diliyle açığa vuruyorlardı. Orada herkes Hasibe'yi ortaokul mezunu, cahil belliyordu. Kimse kimsenin ne yaşadığını bilmiyordu. Bİlmeden konuşmak, yargılamak, aşağılamak ne kolaydı...

Hasibe o kadar ince ruhluydu ki, çekyat altındaki tozda bile keramet arardı. Bir naif söze, bir 'kolay gelsin' cümlesine yelkenlerini suya indirirdi. Sinirli, aksi halinden eser kalmazdı. Sanki tüm yorgunluğu bitmiş gibi işine tekrar asılırdı. İnsanı sağlıklı eden, iyi eden zihninin mutluluğudur. İnsan mutlu, keyifli olunca şifası da peşinden gelir. O yüzdendir ki, mutlu bir ruhun iyileştiremeyeceği beden yoktur. 

Hasibe, kadına döndü. Sessiz kaldı. Şimdi kadının azap çekmesini istiyordu ama kadın bir 'kolay gelsin' bile demeden arkasına bakmadan Hasibe'nin bedava verdiği poşetle çıkıp gitmişti.



Bunlar da İlginizi Çekebilir


Körlük

José körlüğü o kadar derin anlatmış ki, adamın yaşadığı çaresizliği, acıyı bizzat yaşıyoruz. Körlük kitabının diğer kitaplardan bir diğer farkı ise şudur;

Daha Fazlasını Oku

Bir gece yürüdüğümde yine sesler duydum. Uzaktan gelen, insanı tedirgin eden bir ses. Kaçmak istedim

Daha Fazlasını Oku
Sergey Yesenin Bunalım Süreci ve İntiharı

Kaldığı odada mürekkep bulamadığı için kolunu bıçakla kesip kendi kanıyla şu şiiri yazmıştır:

Daha Fazlasını Oku